XX  AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Bulgaristanla Yeni Dönem, Soğuk Savaş Sonrası Ank

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
FORUM SAHİBİ
FORUM SAHİBİ
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 255
Yaş : 32
Nerden : ist
Kayıt tarihi : 05/08/07

MesajKonu: Bulgaristanla Yeni Dönem, Soğuk Savaş Sonrası Ank   Perş. 6 Eyl. 2007 - 0:31

Bulgaristan’la Yeni Dönem, Soğuk Savaş Sonrası Ankara Sofya İlişkileri

Yazar : Birgül DEMİRTAŞ – COŞKUN. ASAM Yayınları, Ankara 2001. 126 Sayfa. ISBN:975-6769-17-3. İrtibat Adresi: Konrad Adenauer Caddesi No. 61 06550 Yıldız – Çankaya / ANKARA Tel: 0 312 49160 70 E-posta:asam@avsam.org



Muzaffer VATANSEVER

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü



Bulgaristan tarih boyunca kimi zaman bir düşman, kimi zaman ise yakın bir müttefikimiz olmuştur. Kimi zaman sadece kabuğuna çekilmiş, kimi zaman fırtınalar estirmiştir. bazen sadece sorunlu bir komşu, bazen de Türklerin Batı’ya açılan kapısı olmuştur.



Bulgaristan’ın Türkiye için ayrı bir önemi vardır. Bulgaristan bağımsızlığını kazandığı tarihte bile nüfusunun yarısından fazlası Türk olan bir Balkan ülkesidir. Ayrıca Türkler ve Bulgarlar arasında paylaşılan 500 yıllık ortak bir tarih vardır.



Bu nedenle Bulgaristan’ın Türkiye'ye, aynı şekilde Türkiye’nin de Bulgaristan’a. kaçınılmaz yansımaları olmuştur. Geçmişte Avrupa’ya ulaşmada bir köprü görevi yaparken, günümüzde de bu stratejik önemini korumuş, gerek ekonomisi gerek dış politika yönelimleri gerekse sosyal kültürel boyutuyla ülkemiz için çekim merkezlerinden biri olmaya devam etmiştir. Tarihte dönem dönem bu iki ülke arası ilişkilerin gerginleştiği görülse de, Soğuk Savaş sonrasında Ankara-Sofya arası ilişkilerde Türkiye açısından adeta “Bulgaristan’lı yeni bir dönem” başlamıştır.



Yazar Birgül Demirtaş Coşkun da “Bulgaristan’la Yeni Dönem” adlı kitabında, özellikle Soğuk Savaş sonrası Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde meydana gelen değişikleri ve bu değişikliğin nedenlerini incelemektedir.



Kitap dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan ettiği tarihten itibaren 1980’e kadarki olan dönemde ikili ilişkiler ele alınmıştır. Balkan Savaşları’nda birbirlerine karşı savaşan, I. Dünya Savaşı’nda ise aynı cephede yer alan bu iki ülkenin Soğuk Savaş yıllarında ise tamamen farklı bloklarda yer alması o dönemin koşulları da göz önüne alınarak çeşitli sebeplere bağlanmıştır. İlk kriz 1950 ve 1952 yıllarında yaşanmış, bu yıllarda Bulgaristan’ın binlerce Türkü göçe zorlaması, yazara göre Sovyetler Birliği’nin Bulgaristan aracılığıyla Ankara’ya baskı uygulama politikalarının bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.



İkinci bölüm ise Bulgaristan’daki Türk azınlığa karşı baskıların arttığı 1980’li yılları incelemektedir. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin ulusal azınlık statüsüne sahip olmalarına rağmen maruz kaldıkları Bulgarlaştırma kampanyalarını yazar 1956’da işbaşına gelen Jivkov yönetiminin bir politikası olarak değerlendirmiş, bu dönemde ülkenin Sovyetler’e daha bağımlı hale geldiğinin ve azınlıkların haklarının sürekli olarak kısıldığının altını çizmiştir. Ankara’nın bu Bulgarlaştırma kampanyalarına ilk başlarda sessiz kalmasını ise meydana gelen olayların sistemli değil, istisnai olduğunu düşünmesine ve bu nedenle de komşusuyla yeni yeni düzelen ilişkilerine zarar vermek istememesine bağlamıştır. 1984 yılının sonlarına gelindiğinde ülkede asimilasyon kampanyasının ciddi olarak başladığı yolundaki raporlar Türkiye’nin eline ulaşmış ve 1985’te de Bulgaristan’a uluslararası tepkiler gelmeye başlamıştır. Yazar, Sovyetler Birliği’nin bu yıllarda Sofya’yı desteklemediğini iddia etmekte ve uluslararası arenada yalnız kalan Bulgaristan’ın çözümü Jivkov rejimini yıkmakta bulduğunu söylemiştir.



Kitabın üçüncü bölümünde, Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından ikili ilişkilerde meydana gelen değişim ele alınmaktadır. 1989 yılında Jivkov rejiminin devrilmesinin ardından Bulgaristan’la yeni bir dönem başladığına ve Türk azınlık haklarını yeniden tanındığına dikkat çeken Coşkun, buna güzel de bir örnek vermiştir: Ocak 1990’da Türkler tarafından kurulan siyasi partilerden biri olan “Hak ve Özgürlükler Hareketi”.



Dördüncü bölümde ise, Bulgaristan’da “Demokratik Güçler Birliği”nin iktidara geldiği 1997 yılından bu yana geçen dönemdeki ikili ilişkiler anlatılmaktadır. Yazara göre 1997’de iktidara gelen DGB’nin olumlu yansımaları olmuştur, çünkü Bulgaristan’da sosyalizm sonrası yeni dönemin başlamasına temkinle yaklaşan Türkiye’nin, Bulgaristan’daki değişimin kısa vadeli olmadığını, reform yanlısı Kostov hükümeti göstermiştir.



Son olarak yazar genel bir değerlendirme ile kitabını sonlandırmaktadır.



Kitap ile ilgili genel bir değerlendirme yapıldığında, sade bir dille yazılmış olduğu dikkat çekmektedir. Okunması son derece kolay bir kitap olduğu söylenebilir. Bulgaristan’ın uyguladığı asimilasyon politikaları, öncesi ve sonrası gelişmeler hakkında daha önce bilgi sahibi olmayanlar veya ilgili olanlar için faydalı bir el kitabı niteliği taşımaktadır. Yayın arşivlerimizde bu ülkeyle ilgili çalışmaların sayısının sınırlı olduğu göz önüne alındığında Sayın Coşkun’un çalışması ayrı bir değer kazanmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://munteha.all-forum.net
 
Bulgaristanla Yeni Dönem, Soğuk Savaş Sonrası Ank
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YENİ 9.SINIF FİZİK PROĞRAMI DEVREDE
» YÖK'ten Katsayıya Karşı Yeni Formül
» Magic PoP Card(yeni kumar sistemi)
» Hayatın Bebek Hali...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: MuntehaForum :: Bulgaristan-
Buraya geçin: